Diyet ve hormon ilişkileri
Kategori - ( )
Diyet-hormon ilşkileri
Diyetin neden olduğu hormon değiklikleri keratinosit üremesi ve korneosit apoptozisine (programlı hücre ölümü) yol açmaktadır.
Glisemik yükü yüksek gıdaların sürekli tüketilmesi hiperinsülinemi ve insülin direncine neden olmaktadır.
Hiperinsülinemi serbest IGF-1 (İnsüline benzer büyüme faktörü) artırmakta ve buna bağlı olarak ta IGFBP-3’ü (İnsüline benzer büyüme faktörünü bağlayan protein) azaltmaktadır (36).
Serbest IGF-1 hemen hemen bütün dokularda için hücre bölünme ve üremesini artırır. Serbest IGF-1 bazal keratonisit üremesini artırmakta IGFBP-3 ise inhibe etmektedir.
Diyet-Androjenler-Sebum (akneden çıkan yağ) Yapımı
Sebum (yağ) yapımı androjenler (erkeklik hormonları) tarafından uyarılmaktadır (37, 38). Erkeklik hormonları hem erkekte hem de kadında bulunur ama erkeklerde daha fazladır.
Androjenler aşırı artarsa aknenin gelişimine katkıda bulunurlar. Hiperinsülinemi (insülin fazlalığı) bilinen androjenik etkileri ile akneye yol açar.
Hem insülin hem de IGF-1 yumurtalık (39, 40) ve testiste (41, 42) androjen sentezini artırmaktadır. İnsülin ve IGF-1 ayrıca karaciğerde seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) sentezini inhibe ederek androjen etkisinin artmasına neden olur (43, 44).
Sebum yapımı direkt olarak insülin (45) ve IGF-1 (46, 47) tarafından da uyarılmaktadır.
Diyetin enflamasyon üzerine etkisi
Akne patogenezindeki son ortak yol dermisin enflamasyonudur (derinin iltihabıdır). Enflamasyon papül (kabartı), nodül (yumru) ve püstül (sivilce) karakterizedir. Enflamasyon sebumdan zengin ortamda yaşayan gram pozitif anaerob bir bakteri olan P. acnes ‘e karşı gelişen bir immünolojik reaksiyondur (48).
Bu bakterilerin yapısında bulunan peptidoglikanlar enflamatuar sitokinlerin (TNF-alfa, interlökin-3 ve interlökin-8 vb) artmasına neden olur (49).
Bu sitokinler prostaglandin ve lökotirienler gibi diğer iltihap maddelerinin sentezini de artırır.
Sistemik enflamatuar cevabın en önemli nedeni diyettir. Taş devrinde w-6:w-3 yağ asidi oranı yaklaşık 1:1 ile 4:1 arasında idi. Fakat son 50-100 yılda serum kolesterol düzeylerini düşürmek amacı ile (mısır, soya, pamuk, ayçiçeği gibi yağların aşırı kullanılması, buna karşılık balık ve yeşil yapraklı sebzelerin (lahana, marul, semizotu gibi) daha az tüketilmesi ile bu oran 20-50:1’e kadar çıkmıştır.
Diyette omega-6 yağ asitleri fazla ise ikinci grup prostaglandinlerin sentezi artar. Sonuçta enflamatuar uyarı hızlanır, sitokinler artar, trombüs eğilimi artar, serbest radikal oluşumu artar.
Enflamatuar sitokin yapımını azalttığı için omega-3 akneli hasta için tedavi edici olacaktır. Omega-3 alınarak IL-1/3, IL-la, tumor nekroze edici factor-alfa, Il-6, IL-8 gibi sitokinler ile eikosanoidler (prostaglandin E2 and lökotrien B4) azaltılabilir Lökotirien B4 inhibitörlerinn akneli hastalarda enflamatuar akne lezyonlarında %70’lik bir azalma sağlamıştır.Akne, polikistik over sendromunun (PCOS) karakteristik bir özelliğidir. PCOS’lu hastalarda da izole aknesi olanlarda olduğu gibi hiperinsülinzm vardır (58). PCOS’lu hastalardada IGF-1 yüksek, SHBG düşüktür.
Yorumlar
Bu yazıya Hiç Yorum Eklenmemiş
İlk yorum ekleyen siz olmak istermisiniz?
En Çok Okunanlar